Tag Archive | "yeni albümler"

Tags:

Yeni albümler: “Kahraman” / Hadise


Hadise’yi Eurovision’dan önce pek ciddiye alan yoktu. ‘Gurbet ellerde yaşayan, dans şarkıları söyleyen çıtır’ olarak biliniyordu. Gençliği, güzelliği, göbeği ilgi çekiyordu ama dikkat çekmek star olmaya yetmezdi. Kalıcı olmaya da…
Eurovision’dan sonra ise durum farklı. Hadise çok büyük paralara konser veren, Türkiye’de artık herkesin şarkılarıyla dans edip göbek attığı biri. Ve bu albüm onun geleceğini belirleyecek. Read the full story

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (0)

Tags: , , ,

Emrah Kolukısa yazıyorrrrrr!!! Bu kaçıncı Greatest Hits?


Hafif Müzik’in dev yazar kadrosuna katılan en son isim Emrah Kolukısa! Emrah film konusunda mükemmel bir arşivci ve otorite olması yanında müzik yazıları ve albüm eleştirileriyle Rolling Stone okurlarının da Rehber sayfalarından tanıdığı bir isim… Emrah ilk yazısı hayranı olduğu ‘Boss’ hakkında yazmış. Kendisine hoşgeldin diyor sizi başbaşa bırakıyoruz efemmm…

***

1984 yılından beri Bruce Springsteen’i yakından takip ederim. Birçokları gibi ben de Born In The USA ile ağa takılanlardanım. Plak topladığımız ama o plakları da yurtdışına gidenlere sipariş ettiğimiz günlerdi. Hatt 1987 yazında Bodrum Manastır otelde çalışıp elime geçen parayı Beyoğlu Emek sinemasının yanındaki dükkanda satılan 5 plaklık konser setine yatırmıştım. Gelelim başlıktaki sorunun anlam ve önemine. Hemen söyleyelim, bu teknik olarak Patron’un 3. Greatest Hits derlemesi. İlk derlemesi 1995 yılında çıkmış, ben de neme lazım hissiyatıyla vinyl kopyasından bir adet almıştım. 2003′te çıkan The Essential derlemesine ise, ilkinden daha kapsamlı olmasına rağmen itibar etmedim. Bu sonuncuya da etmeyeceğim. Neden derseniz, her üç derlemede de üç aşağı beş yukarı aynı parçalar var. Son derlemedeki 18 parçanın (plağın Avrupa edisyonundan bahsediyorum) 9 tanesini tüm derlemelerde, 4 tanesini ise 2 derlemede bulmak mümkün. Sadece Magic’ten ve 2 tane de konser toplamasından parça var bu albüme özel olarak alınan. Yani bu Greatest Hits son derece gereksiz bir albüm olmuş. Yalnız Uncut (ve bilumum neşriyatta) gördüğüm ilan çok başarılı (bkz. yukarıdaki foto). The River’ın sözlerini alıp basmışlar ve elinizde olmadan şarkıyı söylemeye başlıyorsunuz. Son olarak, “hangi derlemeyi alalım peki?” diye soranlara The Essential’ı öneririm çünkü daha fazla parça var.

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (3)

Tags: ,

Bu albümü dinlemek lazım!



Power Trio diye bir kavram vardır rock literatüründe. Bas, davul, gitar bir araya gelir ve döktürür. Olabilecek en küçük grup formudur bu, ama ortaya acayip bir müzik çıkar. Tabii iyiyseniz.
Levent Yüksel bir süre önce kariyerinde yeni bir pencere açarak davulcu Volkan Öktem ve gitarist Ant Şimşek ile bu tarz bir grup kurmuştu. Şimdi “Albüm”de Rush tarzı bir deneye girişmişler. O ne derseniz şudur, acayip kanırtıcı partisyonları peynir ekmek gibi çalıyor, üstüne bir de şarkı falan söylüyorlar. “Med - Cezir”, “Yas”, “Zalim” yeni halleriyle çok güzel. Yeni besteler de var. Albümde Serdar Öztop, Alp Turaç gibi tanıdık stüdyo ve kayıt üstatlarına rastladım. İşlerini iyi yaparlar. Levent Yüksel ve rock iyi bir bileşim. Onun yaşında yeni açılımlar peşinde koşmaya her müzisyen cesaret edemez. Tebrik ve takdir…
Milliyet’te yayınlanmıştır.

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (0)

Tags: ,

Aylin Aslım kime kızgın?


Açıklamaya göre “Kadını taciz eden kapitalizme ve erkek egemen toplum”a. Ama albüm öyle demiyor

Bir defa şunu söyleyelim: Aylin Aslım’ın üçüncü stüdyo albümü “Canını Seven Kaçsın” iyi bir albüm. İçinde sekiz şarkı var. Hepsi iyi kaydedilmiş, iyi çalınmış. “Aşk Geri Gelir”, “Güzel Günler”, “K.A.L.P.”, “Güzel Gözlü Güzel Çocuk” gibi takdire şayan şarkılar var. İki dinleyişten sonra eminim aklınızda kalacak. Ama…
Yine de beni rahatsız eden bir şey var bu albümde. Aylin Aslım’ın myspace.com/aylinaslim adresindeki açıklamaya odaklanıyoruz: “Yeni şarkılarında Aylin Aslım insanı gaza getirme ve zaman doldurma amaçlı uzun introlar yerine direkt olarak hızlıca konuya girerken, gücünü faşizmin, kapitalizmin ve erkek egemen toplumun taciz ettiği, hor gördüğü sabrı taşmış kadından alıyor.”
Hatta “kendini siper ediyor, varoluş savaşçısı” falan diye bir sürü klişe var burada.
Peki Aslım bunu nasıl yapıyor diye merak ettim. Araştırdım.
Çıkış şarkısı “Sen mi” çok öfkeli bir şarkı. “Senden ve senin türünden kurtuluş yok mu?” diyor Aylin. Ama az sonra “Gel, bileğinin hakkıyla gel. Kimsenin altına yatmadan” diyor. Yani şarkıyı dinleyince anlaşılan o ki ortada bir kadın var, Aylin ona kızıyor. Hatta bu kadın (ya da kadınlar) Aylin’i öldürmek istiyor, tırnaklarıyla kazdığı yoluna çıkıyor… “İki elim mızrak, iki göğsüm siper” savaşıyor Aslım. Aklıma Tayyip Erdoğan’ın okuduğu şiir geldi. Neyse uzatmayayım…
Bu şarkı kime mektup bilemiyorum. Ama Aslım erkeklere değil fena halde bir kadına kızmış, o kesin…
“Hoşuna Gitmedi mi-Kızkaçıran” diye diğer şarkıda da iz sürdüm. Burada da partide tanıştığı ve hızla kaynaştığı bir çocuk bir süre sonra “Onu giyme içini gösterir” dedi diye Aylin deliriyor. “Canım ister soyunurum, canım ister giyinirim, beğenemedin mi?” diye isyan ediyor. Sizi bilmem ama bu “erkek egemen topluma isyan”dan ziyade bildiğiniz sevgili kavgası gibi geldi bana. Ayrıca çocuk baba parası yiyor falan, böyle bir tip şarkıda. O zaman ne işin var o çocukla, yürü git…
Albümde hoşlanmadığım şey albümün kendisi değil, sunumu. İddia ettiği şeyin altını doldurmaması. Bu açıklama ortadaki çalışmaya zarar vermiş. Dikkati müzikten çok artık bayatlayan bir “asi kız” söylemine çekmiş. Bu kadar klişe laf etmek yerine tek bir şarkı yaparsın, herkes anlar. Bruce Springsteen şarkılarında neden açıkça bazı mesajlar vermediğine dair bir soruya “Manşeti gazeteciler atsın, ben şarkımı yaptım” demişti. Onu becerdiğinde tarihe geçiyorsun zaten.

Milliyet’te yayınlanmıştır.

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (5)

Tags: , ,

Aylin Aslım kime öfkeli?


Aylin Aslım’ın yeni albümü Canını Seven Kaçsın geldi gün içinde. İlk izlenimim şu: Aylin acayip sinirlenmiş. Ama kime. Birtakım şarkıcılara, ünlülere falan olabilir. Zamanla ortaya çıkar. Zaten konuşup görüşünce de kendisine ilk soracağım şey bu. Albümde 8 şarkı var. “Aşk Geri Gelir”i çok beğendim. Ama ilk dinleyiş bu tabii çok değişir bu işler daha. Albümün kapanış şarkısı Güzel Günler de pozitif hisler kontenjanından. Yani albümün başında vermiş kalayı, sonra da sakinleşmiş.
Aylin Aslım çok tarz değiştirdi, oradan oraya savruldu. Keşke elektronik kafalardan hiç kopmasaydı. Bizim de kafamız bu kadar karışmazdı belki… Her zaman böyle düşündüm.
Dinlemeye devam ediyoruz. Gelişmelerle karşınızda olacağız efemmm…

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (11)

Tags: , ,

Arctic Monkeys’in yeni albümünün prodüktörü Josh Homme!



Arctic Monkeys‘in yeni albümüyle ilgili bilgiler gelmeye başladı. Albüm 24 Ağustos’ta piyasaya çıkacak. İki prodüktör var. Biri, önceki albüm Favourite Wirst Nightmare’in prodüktörü Simian Mobile Disco’dan James Ford. Bunun anlamı şu; albümde alışık olduğumuz tarzda şarkılar olacak. İkincisi ise gayet hayret verici ve bomba niteliği taşıyor. Queens of the Stone Age’den tanıdığınız Josh Homme. Şimdi düşününce, gruba iyi uyum sağlamış, gününde bir Josh Homme’un bu kumaşla harikalar yaratacağını söyleyebiliriz.
Bekleyelim görelim.

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (4)

Tags: ,

Iggy Pop’un romantik albümü Preliminaires’den ilk notlar…



Iggy Pop’un 2004’deki İstanbul konserini hatırlarsınız. Hani Mazhar Alanson’la kuliste kavga etmişti. Alanson sahneye onun kılığında çıkmıştı falan… O konseri hatırlayanlar, Pop’un sahnenin bir ucundan diğerine nasıl koştuğunu, sahnede nasıl dağıttığını hatırlayacak. Punk dendi mi akla gelen (ve geldiğinde suratınızın buruşmadığı) sayılı isimlerdendir kendisi.
Mazhar Alanson bugün hala aynı şarkıları söylüyor, lakin Pop’ta değişim var. Geçen hafta yayınlanan yeni albümünün adı Preliminaires. Dikkat ettiğiniz gibi bu Fransızca. Pop bir süredir Fransa’da takılıyor ve Paris entelijansiyasının en sevdiği isimlerden. Yazar Michelle Houellebecq’le hayli yaratıcı bir dostluk geliştirmiş durumda, restoranlarda ve kafelerde uzun sohbetler ediyor, nefis şaraplar içiyor, hatta üzerine bir şeyler bile giyiyor (bu onun için önemli bir aşama).
Albümde Fransızca ve İngilizce baladlar ve klasik caz şarkıları, New Orleans tarzı blues’lar var. Ama genel olarak 60’ların klasik Fransız pop şarkılarını dinlermiş gibi oluyorsunuz. Şarkılar nasıl diye merak edenler için şöyle anlatayım, Ajda Pekkan “Palavra palavra palavra” derken arka plandaki erkek sesini düşünün. Hah öyle… Autumn Leaves’in Fransızca orijinali Les Feuilles Mortes’u dinlerken zaten taşlar yerine oturuyor. Iggy aynen oradaki adam kıvamına gelmiş.
Kariyerine devam etmek zorundasın, unutulmayacaksın, demode olmayacaksın, sıkmayacaksın, kendini hep yeniden keşfedeceksin. Ve insanları buna inandırmak zorundasın. Valla sanatçı olmak da zor iş. Tabii böyle endişelerin varsa…

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (0)

Tags: ,

Blur’den yeni toplama



Blur üyeleri yazın çıkacakları Avrupa ve Amerika turnesinin hemen öncesinde toplama bir albüm yayınlayacaklarını açıkladı. 25 şarkıdan oluşan 2 CD’lik albümün adı Midlife: A Beginners Guide to Blur.

Tracklist şöyle:

CD1

Beetlebum
Girls & Boys
For Tomorrow
Coffee & TV
Out Of Time
Blue Jeans
Song 2
Bugman
He Thought Of Cars
Death Of A Party
The Universal
Sing
This Is A Low

CD2

Tender
She’s So High
Chemical World
Good Song
Parklife
Advert
Popscene
Stereotypes
Trimm Trabb
Badhead
Strange News From Another Star
Battery In Your Leg


Posted in albüm, o oldu bu olduComments (0)

Tags: , ,

Yeni albümler: The Vaselines - Enter the Vaselines



Kurt Cobain, Eugene Kelly ve Frances Mc Kee tarafından kurulan daha sonra bünyesine James Seenan ve Charlie Kelly’i katan İskoçyalı grup The Vaselines için “most favorite songwriters in the whole world” demişti. 1986 yılında kurulup Nirvana çıkardıkları 2 EPde yer alan 3 şarkıyı birden cover’lamasaydı (Son of a Gun, Molly’s Lips ve Jesus Doesn’t Want Me for a Sunbeam) muhtemelen isimleri İskoçya sınırları arasında anılacak grup Son Of A Gun ve Dying For It adlı EP’lerini yayınladıktan sonra, 1989 yılında tek albümleri olan Dum-Dum’ı 53rd & 3rd etiketiyle çıkardı.

Sahnelerde çok fazla boy göstermeyen grubun yaptığı işler The Way of the Vaselines: A Complete History adı altında Sub Pop tarafından 1992 yılında bir araya getirildi.
Son iki yıldır çeşitli festival ve yardım konserlerinde görünmeye başlayan grubun en büyük destekçisi Belle & Sebastian.

Dün de Sub Pop yine yapacağını yaptı ve 92′de çıkan The Way of the Vaselines: A Complete History’nin 2 CD’nin deluxe edisyonunu işte bu kapakla piyasaya sürdü.
Deniz Aytekin

Posted in o oldu bu olduComments (0)

Tags: ,

Yeni Albümler: The Vaselines - Enter the Vaselines



Kurt Cobain; Eugene Kelly ve Frances Mc Kee tarafından kurulan, daha sonra bünyesine James Seenan ve Charlie Kelly’i katan İskoçyalı grup The Vaselines için “most favorite songwriters in the whole world” demişti. 1986 yılında kurulan grubun çıkardığı 2 EP’de yer alan 3 şarkı Nirvana tarafından coverlanmasaydı (Son of a Gun, Molly’s Lips ve Jesus Doesn’t Want Me for a Sunbeam) muhtemelen isimleri sadece İskoçya sınırları içinde anılacaktı. The Vaselines, Son Of A Gun ve Dying For It adlı EP’lerini yayınladıktan sonra, 1989 yılında tek albümleri olan Dum-Dum’ı 53rd & 3rd etiketiyle çıkardı.
Sahnelerde çok fazla boy göstermeyen grubun yaptığı işler The Way of the Vaselines: A Complete History adı altında Sub Pop tarafından 1992 yılında bir araya getirildi.
Son iki yıldır çeşitli festival ve yardım konserlerinde görünmeye başlayan grubun en büyük destekçisi Belle & Sebastian.

Dün de Sub Pop yine yapacağını yaptı ve 92′de çıkan The Way of the Vaselines: A Complete History’nin 2 CD’lik deluxe edisyonunu işte bu kapakla piyasaya sürdü.

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (0)

Tags: ,

Yeni albümler: Redd/21


Redd’in son albümünün çıkış parçasını dinleyen birinin albümdeki diğer şarkıları merak etmemesine imkan yok. Harika bir altyapının çok iyi bir vokal melodisiyle birleştiği Don Kişot’u referans alarak albümü edindiğinizde, Redd’in sadece iyi bir çıkış şarkısıyla ‘müşteri’ çekmediğini anlıyorsunuz. İlk başta şarkı adedi sebebiyle gözünüz korksa da, tamamını sabırla dinlediğinizde, 21 adlı bu albümün son yılların en doyurucu albümlerinden biri olduğunu görüyorsunuz.
Grubun 21 için zaman, kafa, emek harcadığı belli. İnce işlenmiş, üzerine düşünülmüş ve muhtemelen bittikten sonra da içe sinmiş bir çalışma bu. Henüz intro’da (Çığlık) burnunuza gelen bir Pink Floyd kokusu olsa da, ve bu koku Vicdani Redd, Dekadans gibi parçalarda sıkça etrafa yayılsa da kulakları rahatsız eden bir durum söz konusu değil. Hatta bunu bir saygı duruşu olarak algılamak da mümkün.
Don Kişot, albümün parlayan parçalarından. Astrotanrı, Seni Buldum, Plastik Çiçekler ve Böcek, Sukut da öyle. Grup bunun bir konsept albüm olduğunu söyleyip “Bu albüm dünyaya tutunmaya çalışan, onu değiştirmeye çabalayan ve bu yolculukta kendine bir yön bulmuş herkesin adına söz almış bir karakterin, 21’in hikayesi,” diyor. Eğer siz albümleri açıklamalarla dinlemeyi tercih etmiyor ve kendi kafanızda bir konsept yaratmayı tercih ediyorsanız da rahat edeceğinizi belirtelim. Müziğin kalitesi ve güçlü vokal-güçlü alt yapı uyumu sayesinde gayet tatmin edici bir deneyim yaşayabilirsiniz.

Albümün kartoneti ise ecnebilerin ‘creepy’ dediği türden. Kapakta bir bebeğin kordonu ağacın köküyle birleşiyor. İçeride ise ağaçta asılı ceninler, içinden kablolar sarkan kesik bacaklar ve kanlı organlar gırla gidiyor. Bu anlamda şarkıların daha iç açıcı olduğunu söylemekte fayda var. (Fakat emeğe saygısızlık etmeyelim, Adnan Elmasoğlu’nu tebrik edelim, Redd’in anlatmak istediği konseptle uyumlu olduğunu belirtelim.)

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (6)

Tags: , ,

RÖPORTAJ: Göksel yeni albümünü ve yeni hayatını anlatıyor!


Göksel 70’lerden 12 klasik pop şarkıyı yeniden yorumladığı yeni albümüyle geri döndü. “Başkalarının şarkılarını kendiminkilerden daha iyi söylüyorum” diyor, Bir Orhan Pamuk karakteri gibi, ikinci el kıyafetleri de daha çok sevdiğim gibi…” Read the full story

Posted in o oldu bu oldu, röportajComments (1)

Tags: , ,

PAZAR RÖPORTAJI: Huzurlarınızda Manga 2009!


ALBÜM kapağında yeni imajlarıyla çektirdikleri fotoğrafları, hayli özendikleri olgunlaşmış bir müzikleri ve sert şarkı sözleri var. Manga yüzbinler satan ilk albümünden dört yıl sonra Şehr-i Hüzün ile‘yarışmadan çıkan çocuk grubu’ imajını aşma yolunda. Ve bunun hayli riskli bir iş olduğunun farkındalar. Read the full story

Posted in o oldu bu oldu, röportajComments (0)

Tags: , , ,

Teoman röportajının tam metni!


Geçen Perşembe Teoman’ın evine konuk oldum. Yeni albümüyle ilgili sohbet ettik, arada bolca da geyik yapıp hayattan, müzik ve sinemadan bahsettik. Beraber Kemancı’da çaldığımız eski Beyoğlu günleri ile ilgili geyikler bende kalsın, o ayrı bir yazı konusu. Bugün Sabah‘ta yayınlanan röportajın uzun şöyle değerli Hafif Müzik okurları… Read the full story

Posted in o oldu bu oldu, röportajComments (1)

Tags: ,

Manga’nın yeni albümü Şehr-i Hüzün’ü dinledik


Önceki gün Hafif Müzik Sony Tepebaşı’ndaki Sony tesislerine davetliydi. Konu Manga’nın yeni albümü… Sabah Gazetesi için yapacağımız röportajdan önce albümü dinlemek istedik elbette… Çok fazla detaya girmeden ve asıl heyecanı röportaja saklayarak, haftaya Çarşamba günü (15 Nisan) piyasaya çıkacak albüm hakkında ilk izlenimlerimizi yazalım.

Efendim bir kere şunu söyleyelim. Sony, nete düşer kaygısıyla albüm kaydını müzik yazarlarına ve basına önceden vermiyor. Bu kuralı Duman için de uygulamışlardı. Saygı duymakla birlikte işi müzik yazmak olan ve albümleri önceden dinlemek durumunda olan medya mensupları için zor olduğunu söyleyelim. Ayrıca albümün sızdırılma tehlikesine karşı baş şüpheli olmak da hoş değil. Firmalar müzik yazarlarına bu muameleyi yapmamalı. Albümler nete sızar. Bunun önüne geçmek mümkün değil. Kötü niyetli insan ne yapar eder yapacağını yapar. Tüm dünyada da hala promo kayıtlar basına önceden yollanır.
Bu ayrıntının ardından devam edelim.

Albümde 16 parça var. Bunların dört kadarı enstrümental geçişler, intro ve albümden çıkış bölümleri. Bunlara prologue/epilogue tarzı kurgusal kısımlar diyelim. Bunun dışında genel olarak iyi, kayıtları düzgün, güçlü melodileri ve sözleri olan bir albüm.

Manga hayranları bu albüme bayılacak çünkü grup beş yıl aradan sonra kaldığı yerden devam etmek ve frekansı bozmamak için tam da meşhur “Bir Kadın Çizeceksin” ile neredeyse ikiz bir şarkı olan “Dünyanın Sonuna Doğmuşum” ile ilk çıkışını yaptı.

Ancak… Albümün diğer şarkıları biraz daha yetişkin müziği tadında olmuş. Haliyle Manga’nın ilk albümünden bu yana beş yıl geçti ve elemanlar büyüdü. Bakalım önümüzdeki dönemde yeni halleri, imajları ve müzikleriyle kitlelerini tatmin edebilecekler mi? Daha doğrusu, artık yetişkin olan zamanın teenager hayranlarını tatmin edebilecekler mi? Ya da 2009′un teenager’larının ilgisini çekmeyi başarabilecekler mi?

Albümün prodüktörü ilkinde olduğu gibi yine Haluk Kurosman. Mastering’i Ted Jensen yapmış. Linki tıklayın çok değerli bir abimiz bu Ted Jensen…

Albüm iki farklı şekilde piyasaya sunulacak. Daha farklı fiyattan satılacak bir ikinci pakette Ferman’n yapıp yönettiği 150 dakikalık bir Manga belgeseli bulunuyor. Her ne kadar bu tip grup belgesellerinin farklı bir isim tarafından yapılmasının daha doğru ve objektif olacağını düşünsek de şunu belirtelim; ilginç bir film olmuş. Hayranları bunu mutlaka edinmeli.

Grubun imajı tamamen emo etkisinde. Promo fotoğrafları Charles Richards Londra’da çekmiş. Özellikle Yağmur’u Criss Angel’ın ikizi gibi olmuş eyeliner haliyle.

“Evdeki Ses” sonunda iyi bir kayıt olarak albümde yer alıyor. Alper Ağa bu şarkıda gruba eşlik ediyor.

Bir şarkıda Tuluyhan Uğurlu piyanosuyla İstanbul Kanatlarımın Altında filmindeki temayı çalıyor. Şarkı bunun üzerine devam ediyor. Açkçası dinlerken gözümüzün önüne Okan Bayülgen’in ve Savaş Ay’ın gelmesi hoşumuza gitmedi. Neden grup böyle bir şey yapmış anlamadık. Yıllar sonra bu filmin soundtrack’i için bir şarkı yapmışlar sanki… İlginç…

Klibin montajı tamamlanıyormuş bir iki güne. Klipte reality şovlar ve televizyondaki yarışma programlarına eleştiri varmış. Başrolde Vedat Özdemiroğlu oynuyormuş. Klibi izlemeden konuşmayalım. Ama Vedat Özdemiroğlu’nu komik bulanlardan olmadığımızı da belirtelim. Hep birlikte bekleyelim.

Sonuç olarak Manga, birçoğu yıllardır hazır bekleyen “eski” besteleriyle de olsa güzel ve özenli bir kayıt yapmış. Belgeseli ve imajıyla profesyonelliğin doruğunda olduğunu kanıtlamış. Arkalarında çok başarılı ve işini iyi yapan bir ekip olduğu belli…

Şimdilik bu kadar. Haftaya röportajdan sonra yine notlarımızla karşınızda olacağız.

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (2)

Tags: , , ,

Duman I ve Duman II’yi Ayhan Abayhan yazdı!


Hafif Müzik yazar kadrosuna kattığı yeni isimlerle (an itibarıyla bir adet) yoluna devam ediyor. İşte o isim Ayhan Abayhan.
Abayhan ilk ve orta öğretimini ABD’de tamamladı. Yurda döndükten sonra İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik eğitimi aldı ve muhtelif yayın organlarında müzik gazeteciliği yaptı. Blue Jean dergisinde editörlük, Rolling Stone Türkiye’de yazı işleri müdürlüğü görevlerini üstlendi. Halen bekar olan Abayhan iki dil biliyor ve hedefi 12′den vuran nokta atışı yorumlarıyla tanınıyor.
İşte onun ilk yazısı. Duman’ın çifte yeni albümleri Duman I ve Duman II’ye dair ilk izlenimler…

***

Dibine Kadar!

Duman’ın yarattığı eller havaya ya da “içerim ben bu akşam” haline tav olan part-time dinleyiciyi yüzde yüz tatmin etmeyecek gibi. Ama ‘her türlü fanıyım’ diyenler için durum böyle değil. Onların keşfedeceği çok şey var burda, bir değil iki albüm dolusu üstelik.

Birkaç hafta önce Duman’ın yeni web sitesi dumanlive.com’da servis edilen “Dibine Kadar” ve “Senden Daha Güzel” isimli kayıtlar, grubun yeni ‘albümler’iyle ilgili biraz fikir vermişti. Yeni albümlerin öncekilere kıyasla daha derli toplu olacağı gibi mesela… Grubun ismiyle, iki ayrı albüm olarak piyasaya verilen (Duman I ve Duman II) albümler, ilk dinleyişte bu hissi bırakıyor. Solist Kaan Tangöze “rehab’den çıkmış gibi” söylüyor, asıl önemlisi -önceki albümlerden farklı olarak- vokal dışında diğer enstrümanlara, özellikle de gitara büyük oranda yer açılıyor. Gitarist Batuhan Mutlugil’in şov yaptığı bile söylenebilir. Sadece gitarıyla değil, söz ve besteleriyle de. Önceki Duman albümlerinde işin söz-beste kısmına pek de bulaşmayan gitarist, (yine de “Ah”ı unutmayalım) Duman I ve II’de bu işte aslında ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyor (gizli cevher diyelim). İkinci albümün açılışında gelen “Balık” (söz-müzik) ve ilk albümdeki “Helal Olsun” (müzik) Batuhan’ın en iyi anları bu anlamda. Belki de yeni albümlerin en dikkat çekici ve farklı tarafı da bu iki yeni albümün birer “Kaan Tangöze albümü” olmamaları. Basçı Ari Barokas’ın ve anladığımız kadarıyla artık full-time bir Duman üyesi olan davulcu Cengiz Baysal’ın da birden fazla şarkıda imzası var.

Yorumlar genel olarak bu albümlerin öncekilere oranla daha az ‘arabesk’ olduğu yönünde. Ekşisözlük’te “Duman bir arabesk rock değil, arabesk blues grubu olmuş” diye bir yorum bile var hatta. Yeni albümlerin müzikal anlamda çeşitlilik ihtiva ettiği doğru, fakat Kaan Tangöze’nin imzasını taşıyan hemen her şarkıda alışık olduğumuz arabesk havası hala mevcut. “Yalan” ve özellikle “Haberin Yok Ölüyorum”un devamıymış gibi tınlayan “Bu Aşk Beni Yorar” ‘komple arabesk’ tatlar…
Arabesk modunu biraz olsun koruyor olmasına rağmen bu iki albüm, Duman’ın yarattığı eller havaya ya da “içerim ben bu akşam” haline tav olan part-time dinleyiciyi yüzde yüz tatmin etmeyecek gibi. Ama ‘her türlü fanıyım’ diyenler için durum böyle değil. Onların keşfedeceği çok şey var burda, bir değil iki albüm dolusu üstelik.

Yalnız bir konuya takıldık kaldık. Double albüm olarak, yani “ikisi bir arada” şeklinde piyasaya verileceğini düşünüyorduk Duman I ve II’nin. Buna göre de tek CD fiyatının birazcık üzerinde ama makul bir fiyatı olmalıydı albümlerin. Öyle değilmiş meğer. GN’R’ın Use Your Illusion’ları gibi, ayrı ayrı satılıyor ve buna bağlı olarak da karşınıza duble bir fiyat çıkıyor. Albümlerin hangisini isterseniz gidip onu alıyorsunuz yani. “Krizdeyiz” dönemi için hayli terso bir hareket sanki (Albümlerin piyasaya çıkmadan birkaç gün önce nete düştüğünü de göz önünde bulundurun). Yine de çıktığı gün özellikle büyük müzik marketlerde kapış kapış gidiyormuş albümler, Mehmet Tez’in belirttiğine göre.
Bir de şu var: Madem iki ayrı albüm iki ayrı fiyat olacaktı, o zaman Duman II’deki şarkıların da 1, 2 diye sıralandırılması gerekmez miydi? Duman II kafadan 11. şarkı ile başlıyor, biraz tuhaf oluyor.
Ayhan Abayhan

Posted in albüm, o oldu bu olduComments (1)

Tags: , , ,

Duman’ın yeni albümü neye benziyor?


Duman’ın yeni double albümü dün akşam itibarıyla müzik marketlere dağıldı. Sabah gidenler ise avuçlarını yaladı ancak Türkiye’de dağıtımın en zayıf halka olduğunu bilenler şaşırmadı.
Hafif Müzik an itibarıyla Ayhan Melissa Abayhan ve Mehmet Tez’den oluşan dev kadrosuyla Çiftehavuzlar’da Duman I ve Duman II isimli yeni albümü dinliyor. İlk izlenimlerden önce albüm için Yağmur Kızılok tarafından çekilen fotoğraflarla başbaşa bırakıyoruz sizi…
Hafif Müzik az sonra yeniden karşınızda olacak…





Posted in albümComments (0)

  • popüler
  • yorumlar
  • etiketler