
NPR (National Public Radio) 14 Eylül’de piyasaya çıkacak 14 albümü bir haftalığına baştan sona şuradan dinleme imkanı sunmuş. Devamını Oku

NPR (National Public Radio) 14 Eylül’de piyasaya çıkacak 14 albümü bir haftalığına baştan sona şuradan dinleme imkanı sunmuş. Devamını Oku

Neden olmasın? 2006′da uzun bir aradan sonra epey sakin bir geri dönüş yapmıştı Wilde. Şimdi yeni bir albüm daha kaydetmiş. “Come Out And Play” isimli taze Wilde albümü en turuncusundan Orange marka bir amfinin hazır bulunduğu gayet rock’n'roll işaretler veren kapağının da etkisiyle “dur bir dinleyelim, nasılmış acaba?” dedirtti Hafif Müzik’e. Devamını Oku
Sizde Radiohead dinliyormuş hissi yaratan bir dans grubu düşünün. The Foals öyle. Oxford’da kurulmuş, (Radiohead solisti Thom Yorke’un da orada oturması tesadüf mü acaba?). Devamını Oku
Fitz (ya da tam adıyla Michael Fitzpatrick) espresso’suz duramıyor, Zooey Deschanel’e sırılsıklam aşık , Maroon 5′dan Adam Levine’ye çok şey borçlu ve en önemlisi de Motown ile Stax’ın bastığı plakların büyük bir hayranı. Bizi de en çok bu “hayranlık” ilgilendiriyor. Devamını Oku

Asian Man Records bünyesindeki isimlerle tanışabilelim diye yememiş içmemiş 19 şarkılık bir sampler hazırlamış. Devamını Oku
İlk dinlemeye başladığınızda bir izlenim edinirsiniz ya bir grupla ilgili. İçgüdülerinizin sağlamlığına göre de ya bu izlenim giderek güçlenir ve bir fikre dönüşür, ya da yok olur ve yerini başka bir şeye bırakır. Benim ilk izlenimim The Smiths ve James arası bir şeylerin çalmakta olduğuydu. Devamını Oku

Amerikan folk ve country kültürünün karanlık tarafıyla ilgilenmeyi kendine iş edinen Okkervil River’ı (kısaca) americana da demekten de çekinmeyeceğimiz türe de dahil, fazlasıyla ilgiye mazhar albümler kaydetmeleriyle tanıyoruz. Devamını Oku
Üçüncü stüdyo albümleri. İlki “Funeral” iyiydi. İkincisi “Neon Bible” daha iyi. “The Suburbs” çok daha iyi. Ve bir grup için bunu yapmak çok zordur. Alternatif müzik kategorisinde kabul ediliyorlardı. Ama o kadar beğenildiler ki artık dev bir kitleleri var. Bana sorarsanız yeni U2 derim. Devamını Oku

Bir arkadaşım bir süredir Twitter’da ballandıra ballandıra Rox’tan bahsediyor. “Kim bu?” dedim. “Uyuşturucusuz Amy Winehouse düşün, öyle bir şey” dedi. Basbayağı doğru. Devamını Oku

“Dağ Adamı” isimli bir gruba denk gelince akla ilk neler gelebilir? Pek çok şey, evet, ama üç üniversiteli kızın kurduğu bir indie folk trio’su oldukları gelmez (herhalde). Devamını Oku
“80’lere döneceğim, beni tutmayın“ diyordu, dönmüş baba… Devamını Oku

Çilekeş’in yeni albümüne ben isim koysaydım böyle derdim. Onların tercihi “Histeri Çalışmaları” olmuş. Albüm “Katil Dans”tan daha da iyi. Felsefe olarak Radiohead gibi bir yoldalar, gelişiyorlar. Ama ticari açıdan intihar etmiş olabilirler… Devamını Oku

İlk dinleyişte aşk. Kaki King’in müziğini ilk dinlediğimde hissettiğim buydu. İçe dönük, kapalı, kendine has çok özel bir dünyada yaşayan insanlar vardır. Kaki King onlardan. Müziği de öyle. Devamını Oku
Yaz geldi plaj kıyafetleri, son model bikiniler, kısa yoldan incelme taktikleri, yaz içecekleri, mekanlar, trendler… Peki ya müzikler? Devamını Oku

New York kökenli The Drums ilk albümlerini yayınladı. Indie klasmanının enflasyon yaşadığı şu dönemlerde Indie-Pop’u temsil eden The Drums, self-titled albümleriyle belki tabuları yıkmıyor, çılgın şeyler yaratmıyor ancak hafiften kendini tekrara başlamış Indie tarzına farklı bir bakış açısı getiriyor. Devamını Oku
Yaz neredeyse bitecek (gerçi ne zaman başladı ki?) Ajda’nın yeni albümü bir türlü yayımlanmıyor. Herhalde Ajda kayıtlardan bir türlü memnun kalmıyor. Ama iyi haberim var. Devamını Oku

Chemical Brothers çok acayip bir gruptur. Elektronik müzik kategorisindedir ama rock’çı bile olsan kendini bu adamların ritimleriyle kafa sallarken bulabilirsin. Bir bakmışsın fezadasın, bir bakmışsın anlamsız bir melodi döngüsünün içinde kaybolup gitmişsin. Devamını Oku
Alman yapmış. Elvis olsa ve “Umbrella” (Rihanna), “I Don’t Feel Like Dancin” (Scissor Sisters), “Crazy in Love” (Beyoncé), “Let’s Get Loud” Jennifer Lopez, “Hot N Cold” (Katy Perry) gibi şarkıları söylese nasıl olurdu diye düşünmüş Berlin’li Baseballs. Devamını Oku
Adı üzerinde, “kara” bir müzik. Caz müzisyeni, saksofoncu ve şarkıcı Korhan Futacı’nın müziği her şeyden önce zor, insanı başta şöyle bir tokatlayan türden. İnsanın dinlerken yer yer tüyleri diken diken oluyor (“Geleneksel Mahşer Günü”). Devamını Oku
Her ne kadar şarkı söyleme tarzını sevmesem de, sesini gözümüze sokmasını demode bulsam da, tavırlarından zerre kadar hazzetmesem de, “ben starım” triplerini antipatiyle izlesem de, ona karşı kendini gereğinden fazla önemseyen insanlara duyduğum negatif hisleri beslesem de, hakkını teslim etmem lazım. Devamını Oku
