Efendim durum aynen su sekilde. Gelmeyen kaybetti.

Albümün adı Hot Souce Commitee Part 1. Eylül’de yayınlanacak. Şarkı listesi şöyle:
Hot Sauce Committee Part 1:
1. “Tadlock’s Glasses”
2. “B-Boys In The Cut”
3. “Make Some Noise”
4. “Nonstop Disco Powerpack”
5. “OK”
6. “Too Many Rappers” (featuring Nas)
7. “Say It”
8. “The Bill Harper Collection”
9. “Don’t Play No Game That I Can’t Win” (featuring Santigold)
10. “Long Burn The Fire”
11. “Bundt Cake”
12. “Funky Donkey”
13. “Lee Majors Come Again”
14. “Multilateral Nuclear Disarmament”
15. “Pop Your Balloon”
16. “Crazy Ass Shit”
17. “Here’s A Little Something For Ya”
Detaylar için tıklayınız.

He he… Yok canım öyle değil. Hafif Müzik Rollo & Grady aracılığıyla sizi oradaymış gibi hissettirmenin bir yolunu buldu. Coachella’da… Tıklayınız… (Sonra da şarkı linklerine tıklayınız…)

Power Trio diye bir kavram vardır rock literatüründe. Bas, davul, gitar bir araya gelir ve döktürür. Olabilecek en küçük grup formudur bu, ama ortaya acayip bir müzik çıkar. Tabii iyiyseniz.
Levent Yüksel bir süre önce kariyerinde yeni bir pencere açarak davulcu Volkan Öktem ve gitarist Ant Şimşek ile bu tarz bir grup kurmuştu. Şimdi “Albüm”de Rush tarzı bir deneye girişmişler. O ne derseniz şudur, acayip kanırtıcı partisyonları peynir ekmek gibi çalıyor, üstüne bir de şarkı falan söylüyorlar. “Med - Cezir”, “Yas”, “Zalim” yeni halleriyle çok güzel. Yeni besteler de var. Albümde Serdar Öztop, Alp Turaç gibi tanıdık stüdyo ve kayıt üstatlarına rastladım. İşlerini iyi yaparlar. Levent Yüksel ve rock iyi bir bileşim. Onun yaşında yeni açılımlar peşinde koşmaya her müzisyen cesaret edemez. Tebrik ve takdir…
Milliyet’te yayınlanmıştır.

Boşverin şimdi Placebo’yu da, hafta sonu neler oldu Santralistanbul’da ona bi bakalım. Kişisel notlarımıza bir göz atalım.
Efes Pilsen One Love Festival (Van lov festivıl) bu yıl sekizinci kez yapılmış. “Vay canına demek o kadar oldu” diye söylene söylene girdim festival alanına. Sağa sola bakınca ilk festival başladığında ilkokulda olan neslin şu anda köfte bira kuyruğunda olduğunu gördüm. Ve notlarımı almaya başladım:
* Festival bu yıl Santralistanbul tesislerinde ikinci kez yapıldı ve yerine hayli alışmış göründü. Gelen kitle Avrupa’daki festivallerde gördüğüm eğlenmeye gelmiş rahat ve tasasız insan modeline yaklaşmış. Burada ne Tayyip var, ne Deniz, Devlet ne Ergenekon…
* Sezyum bozuk paralarını yere düşürdü. Acayip cool kadınlar ve adamlar var. Biz bozuk para topluyoruz.
* Kılık kıyafetler tam, modalar trendler gırla… Kızlar ‘über mini’ giyinmiş. Ne demişler, festival dediğin biraz da bacaktır. Adamlarda da tişört bermuda çoğunluktaydı. Onun yorumunu ve ‘erkekte parmak arası’ sorunsalını değerlendirmeyi kızlara bırakıyorum…
* Seda’yı gördüm (Pekçelen). Erkenden gelmiş, kaçıncı biradaydı bilmiyorum ama festival kafasına çokten girmişti.
* Cumartesi’nin en güzel şeyi The Klaxons’dı. Bu grubun sahnesi çok iyiymiş. Adamlar 80’ler modasına selam çakan “Glam” kıyafetler içinde (gitarist galiba Ajda ceketi giyiyordu) çatır çatır ‘yeni nesil rock’ yaptılar. O nedir derseniz, bence insanın kendine yakışanı giymesidir. Kafa sallamıyor, dans ediyor bu rock’çılar. Esas fark bu.
* Heval ve entourage’ı bizi de sardı. Long Islan Ice Tea’lerle beş çayı yaptık. ama saar 11 falandı…
* Senin Sahnen diye minik bir çadır vardı dürümcülerin sırasında. Burada ana sahnede Tricky çalarken bir İtalyan orkestrası çıktı. İsimleri Camillocromo. Festivalin en harika sürprizlerinden biriydi bu adamlar (ve bir de basçı bağyan). Hani şu Ertuğrul Özkök’ün şu sıralar çokça ‘danalar’ diye bahsettiği ama aslında adı “Aylaklar” olan Fellini filmindeki partilerde çalacak türde bir İtalyan orkestrası. Braslar, akordiyon, davul. Tam coşmaca. Demek ki sahnede önemli olan boyut değil işlevmiş. Kokoreç dumanı altında olsa bile…
* Galiba sarhoş olduk. Üçüncü çiş, beşinci bira… Ya da altı…
* Kokoreç ne güzel bir şey. Tüm festivallerde olmalı. Önerim Beşiktaş’ta iskelede duran kokoreççiyi alıp ilk festivalde ana sahnenin yanına çakmak.
* Fatih Çekirge’yi gördüm, ne alaka bilmiyorum.
* Tricky, metal ve rock’ın kitabını yazan efsane grup Motörhead’in Ace of Spades’ini çalınca herkes sevinçten delirdi. Yandaki yeni nesil biramı döktü. Konserin tepe anı buydu. Tricky’ye saygımız sonsuz ama sahnesi çok yalandandı. Resmen koca konseri ‘dan dun’a getirdi çarçur etti adam.
* Yiyecek içecek fiyatları makul idi. Biralar her daim soğuk, o kadar kalabalığa rağmen kuyruk yoktu. Tabii bu tablo Pazar günü değişti. Kalabalık mekanı esir alınca biraya tuvalete gurbete gidiyor gibi helalleşip gitti millet. Mekan kalabalığa küçük geldi.
* Pazar’ın yıldızı Norveç’ten Röyksopp’tur. Onları dinliyorum gözlerim kapalı. Çünkü önümde dev gibi ağaç var zaten göremiyorum. Bu alanda sahneye bakarken sağda ve solda ağaçlar ve üzerlerinde olmuş meyve gibi insan var. E göremeyince ağaca çıkmış vatandaş. Ortam ‘İbrahim Tatlıses at Gülhane Parkı’ tadında: Röyksopp Sütlüce halk konseri…
* Tanıdıkları arıyor, nerdesin sağda mısın, ağacın orda mısın, elini kaldır, Tamirane nere… Konser çarçur olmak üzere.
* Pazar demişken; tek festival Efes Pilsen One Love sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Pazar günü öğlen itibarıyla arabasıyla festivale ulaşmaya çalışanları yetkililer önce Birinci Köprü Festivali’ne aldı. Burası ful kapasite olunca da İkinci Köprü festivali devreye sokuldu. Bu iki festivale de ilgi yoğundu. Adım atacak yer yoktu. Biz yola çıktığımızda Romanya’dan uçağa binen arkadaş festivale bizden önce vardı. Yetkililere teşekkür ve bilimum hayır dualarımızı ettik tabii. Duyduğuma göre bu festivaller 40 gün boyunca da devam edecekmiş. hadi iyisiniz an itibarıyla geriye 37 gün kaldı…
* Bir diğer festival de Hasköy - Sütlüce Mangal Festival’dı (Mangal festivıl). Headliner olarak ev köftesi, çoban salata ve karpuz var. Favori sporlar futbol, voleybol, ip, favori içecek kola, Yedigün, ayran ve çay… Bazı meslektaşlarımın yazdığı gibi ‘atlet pijama’ dizayn kimse görmedim. Göbek kaşıyan da yoktu… Ama size yemin ederim turuncu çarşaflı birini gördüm. Dipten gelen Starsailor konserinin sesi Sütlüce kırlarına yayılıyor, hem Santralistanbul’da hem de çevre sahillerde gayet güzel eğleniyordu İstanbullu. Elaleme inat.
* Tanıdıklar olmadan da olmuyor canım… Eğlendik valla siz yok mu siz… Siz bildiniz kendinizi…

Spin’e konuşan eski Hole basçısı, Courtney Love ile uzun zamandır hiç görüşmediklerini. Sadece The Hole’un 1998 tarihli Celebrity Skin’inde çalışmış olan menajer Michael Beinhorn’un kendisini geçenlerde arayarak yeniden birleşirsek bas çalar mısın tarzında bir konuşma yaptığını söylüyor. (Böyle Türkçe dostlar başına.)

Festivalde ilk gün. Biralar soğuk, hava limonata, insanlık sınırları içinde bir kalabalık… Sezyum bey ve ile ortamı incelerken… Muhsin Akgün’ün objektifinden de bir şey kaçmıyor. Sen yok mu sen… Bak nasıl da habersiz yakalamış çakal…
(Resimde arka plana dikkatli bakınca bütün gece arayıp durduğum Alper’i -Bahçekapılı- gördüm. Orda gizlenmiş meğer… Sezyumun kolundan sola git. Hah orda ayakta.)
Son dakika edit’i: Arkadaki zatın kimliği ortaya çıktı. Alper’in abisi çıktı o siluetin sahibi. Hafif Müzik de insan tabii o da yanılabiliyor demek ki… (Ama çok benziyordu yav!)
Dün Mehmet Tez bey ve Sezyum beyler birlikte bir efespilsenvanlov tecrübesi yaşamışlardır. Bu tecrübenin ayrıntıları ilerleyen günlerde nasıl olsa bir yerlerden çıkar, yazılır çizilir. Yormayın şimdi… Bu karede Sezyum bey yere düşen bozuk paralarını topluyor. Kendisini daha önce de Sziget’te çakmak toplarken görüntülemiştim. İşte bir festival geleneği ve o seksi poz.

Akşam Tricky, M83 ve Klaxons temelli One Love macerası için Santralistanbul’dayım değerli Hafif Müzik sakini. Yorumlar, izlenimler sonraya. Sizden gelenler falan olursa da kapımız açık. Maksat ortam şenlensin. İyi bir coverage olsun hesabı… Haydi iyi seyirler…

Daha önce Rock’n Coke‘un web sitesine eleştiri okları fırlatılmıştı Hafif Müzik tarafından.
Bir temennimiz daha var siteyle ilgili.
Dünya çapındaki festivallerin çoğunun İngilizce versiyonu da oluyor. Ama Rock’n Coke’un sitesi sadece Türkçe.
Rock’n Coke memleketteki yabancıların da ilgisini hayli çekecek bir festival. Adamlar billboard’larda çalan grupları görüp gaza gelecek ama siteye girecek bilgi edinemeyecek. Ya da belki sırf festival için İstanbul’a gelmeyi düşünen bile olabilir. Ama gariban yine siteden medet umamayacak.
Bizce bir eksikliktir, giderilse ne iyi olur.
http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5180816&server=vimeo.com&show_title=1&show_byline=1&show_portrait=0&color=&fullscreen=1
Douglas Armour “Flushed & Flamelike, Themselves” from daft arts on Vimeo. Efendim
Hayır maalesef Türkiye’ye falan gelmiyor. ABD turneleri sırasında Austin, Texas’ta Emo’s isimli mekanda çalıyorlar. Buyrun…

Gidip göremeyenler için BBC’nin hazırladığı video gayet hap niteliğinde konuyu özetliyor.
Rock’n Coke‘da çalacak We Have Band’le tanışın. Albümleri falan yok daha, arkalarında bir label da yok. Sadece sihirli değnek Kitsuné değdi bunlara, Kitsuné Compilation’a girdiler ve önleri açıldı. “Kimse paralar akıtmıyor bizim pr’ımız için” diyorlar. Ondan Türkiye’de çalmaları için tekllif geldiğinde şaşırmışlar.
Biz pek beğeniyoruz bu üçlüyü, istedik ki keşfetmeyen kalmasın. 19 Temmuz’da 18.00 gibi Alternatif Sahne’deler.
Teşekkürler Türkiye’m
Pitchfork müzik festivali bu yıl 17-18-19 Temmuz’da Chicago Union Park’ta yapılacak. Line-Up yine çok güzel biletler yine çok ucuz. Kombine bilet $75. Neden Türkiye’deyim diye bol bol ağlayabilirsiniz yine. Buyrun:
Cuma
Built to Spill
The Jesus Lizard
Yo La Tengo
Tortoise
Cumartesi
The National
Beirut
Doom
Yeasayer
Final Fantasy
The Pains of Being Pure at Heart
Fucked Up
Plants and Animals
Cymbals Eat Guitars
The Black Lips
Matt&Kim;
Lindstrom
Wavves
Ponytail
Bowerbirds
The Dutchess and The Duke
The Antlers
Disappears
Pazar
The Flaming Lips
Grizzly Bear
M83
The Walkmen
The Thermals
Pharoahe Monch
Blitzen Trapper
Frightened Rabbit
The Mae Shi
The Very Best
Mew
Vivian Girls
Japandroids
DJ/Rupture
Women
Killer Whales
Dianogah
Michael Columbia
